‘Her şey aşama aşama ilerledi ve Duru’yu ağlatmadan, zorlamadan eğitimi Gülüm Hanım’la tamamladık.’ Nazan Dağeri Dere

Duru Simya’ yı bir buçuk aylıktan itibaren emzirerek veya ayakta sallayarak uyuttuk. İlk zamanlar bu çok büyük bir problem değildi. On veya on beş dakika sonra uyuyakalıyordu ve beşiğine yatırıyorduk. Gece ise birkaç kez uyanıyor. Geceleri emzirince uyuyakalıyordu. Ancak, büyüdükçe uykuya dalma süreleri uzadı. Dişler çıkmaya başlayınca artık uykuya dalış süresi bir-bir buçuk saati bulmaya başlamıştı.

Gece uyanmaları ise o kadar artmıştı ki artık sayamıyordum. Gece boyunca en uzun uyku süresi iki saati geçmiyor. Bazen yarım saatte bazense saat başı kalkıyordu. Ne ben ne de eşim doğru düzgün uyumuyorduk. Akşamları nöbetleşe sallıyorduk. Geceden sabaha kadar Duru’nun odası ile yatak odam arasında mekik dokuyor, sabahları oldukça sinirli, yorgun ve mutsuz uyanıyordum. Bu durum kızımla ve eşimle olan iletişimime yansıyordu. Günden güne daha umutsuz ve mutsuz oluyordum. Hatta kızım büyüyene kadar hep böyle olacağını düşünmek beni endişelendiriyordu. Korkuyordum…

Eşimin uyku eğitimine inancı neredeyse hiç yoktu. O yüzden ikna aşaması uzun ve zor oldu. Sürekli kızımızın kendi kendine uyumayı öğrenemeyeceğini söylüyor ve sallanarak uyutmayı kabullenmemi istiyordu. Hayır! Ben bunu kabul etmedim ve Duru on dört aylık olduğunda eşimi uyku eğitimi konusunda ikna etmeyi başardım. Gülüm Hanım’ la çalışmaya başladık.

Uyku eğitiminin ilk haftasında sadece gece emzirmelerini kesmeme rağmen Gülüm Hanım’ın uyku saati düzenlemesiyle Duru eskiye nazaran daha kolay uykuya dalmayı başlamıştı. Uyku süreleri iki buçuk, üç saati bulması bizi öyle mutlu etmişti ki aylardan sonra kesintisiz üç saat uyumak ilaç gibi gelmişti. Bir haftanın sonunda önce Duru sonra ben ağır bir gribe yakalandık. Eğitime iki buçuk hafta kadar ara verdik.

Gülüm Hanım’ın desteği ile eğitime kaldığımız yerden devam etmeye başladık. Gülüm Hanım o kadar güzel takip ediyor ve bizi yönlendiriyordu ki Duru’nun uykuya dalma süreleri kısaldı. Ancak, geceleri hala iki üç saatte bir uyanıyordu. Sıkıntılı bir gecenin arkasından Gülüm Hanım’la konuşurken “Artık ayakta sallamayı bırakın, Duru artık sallanmak istemiyor “ dedi. Benim ilk aklımdan geçen “Duru sallanmadan uyumaz, mümkün değil. Ben kızımı tanıyorum” diye geçti. Ama tabi ki Gülüm Hanım’ın dediğini yaptım ve yanıldığımı anladım. Uyku konusunda ben kızımı tanımıyormuşum. Duru kesintisiz yedi-sekiz saat uyumaya başladı. Eşimle ben inanamıyorduk. İşin aslı henüz kendi kendine uyumaya çalışmalarına başlamadan bu sonuç bizi çok memnun etmişti.

Eşim bu uzun uykuların kafi olduğunu söylüyor, uykusunu bozmayalım diyordu. Ama ben Gülüm Hanım’a güvendim. Eğitime başladık. İlk birkaç gece ne kadar denersem deneyeyim kendi kendine uyumadı. Ağladı. Gülüm Hanım’ın böyle zamanlarda “Sakın ağlatmayın” deyişi hep kulaklarımda.

On altı aylık bir alışkanlığı kırmak hiç kolay olmadı. Kendi kendine uyuma çalışmalarının onuncu gecesinde iki saatin sonunda kendi kendine neredeyse hiç ağlamadan kızım uyuyakaldı. O geceki mutluluğumuzu anlatamam. Eğitimi hem gece hem gündüz olarak Gülüm Hanım’ın güzel yönlendirmeleri, bilgileri ve hiç tükenmeyen inancı ile tamamladık. Her şey aşama aşama ilerledi ve Duru’yu ağlatmadan, zorlamadan bitirdik. Şimdi kızım akşam saat sekiz buçuk civarında yatağında kendi başına oyunlar oynayarak, eğlenerek, mutlu bir şekilde uyuyakalıyor. Sabahları mutlu ve neşeli uyanıyor.

Geceleri uyumamızı, kesintisiz bir uykuyu yeniden tatmamızı, normal bir hayata dönmemizi sağlayan Gülüm Hanım! Özveriniz ve ilginiz için ne kadar teşekkür etsek azdır. Duru artık uykusunu alarak uyanıyor; bu sayede çok mutlu, sakin ve neşeli oluyor. Siz artık bizim de uyku meleğimizsiniz.